10 Eylül 2026

Tüp mide, Ozempic ve dahası: Tartıdaki hızlı düşüş kalbi nasıl etkiliyor?

0
haber-gorseli-1788247860741

Ozempic ve benzeri zayıflama ilaçları ile bariatrik cerrahinin (mide küçültme ameliyatı) yaygınlaşması, fazla kiloların kısa sürede verilmesini sağlasa da vücudun yeni koşullara uyum süreci göz ardı edilebiliyor. Araştırmalara göre; tansiyon, sıvı ve elektrolit dengesinin bozulması, kalp ritminde değişiklikler ve özellikle ameliyat sonrasında pıhtı riski bu süreçte takip edilmesi gereken başlıklar arasında yer alıyor. Buna karşılık kilo kaybının uzun vadede kalbin üzerindeki yükü azaltması, tansiyon ve metabolik göstergeleri iyileştirmesi ve kardiyovasküler hastalık riskini düşürmesi bekleniyor. Peki hızlı kilo verirken kalp-damar sisteminde tam olarak ne değişiyor? Kısa vadeli risklerle uzun vadeli kazanımlar arasındaki denge nasıl kuruluyor? Ege Üniversitesi Kardiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi ve Dünya Kalp Yetersizliği Derneği (WHFS) Başkanı Prof. Dr. Mehdi Zoghi, hızlı kilo kaybının kalp-damar sistemi üzerindeki etkilerini T24’e anlattı.

Kilo vermek uzun vadede kalp için önemli kazanımlar sağlıyor. Özellikle obezitesi bulunan kişilerde kilo kaybıyla birlikte tansiyon, kan şekeri ve kalbin üzerindeki yük azalıyor. Journal of the American Heart Association dergisinde 2018 yılında ve 2023 yılında yayımlanan iki ayrı çalışma, bariatrik cerrahi sonrasında kalbin yapısı ve işlevlerinde iyileşme görüldüğünü ortaya koyuyor.

Ancak hızlı kilo kaybının ilk döneminde tablonun farklılaştığı belirtiliyor. Hızlı kilo kaybı ve aritmi arasındaki ilişkiyi inceleyen Mass General Bringham’daki araştırmaya göre, vücut kısa sürede değişen ağırlığa, sıvı miktarına ve metabolik koşullara uyum sağlamaya çalışıyor. Bu süreçte özellikle sıvı kaybı, tansiyon düşüklüğü ve elektrolit değişiklikleri önem kazanıyor.

Prof. Dr. Zoghi, hızlı kilo kaybının kalp açısından değerlendirilirken yalnızca verilen kiloya bakılmaması gerektiğini belirtiyor:

“Hızlı kilo kaybı kalp-damar sistemi açısından geçici bir fizyolojik yük oluşturabilir; ancak bu durum tek başına kalp hasarı anlamına gelmez. Özellikle sıvı kaybı, tansiyon düşüklüğü, elektrolit bozuklukları ve kullanılan ilaçların etkisinin göreceli olarak artması gibi durumlar ortaya çıktığında klinik önem kazanır.”

Vücut hızla değişirken kalp de uyum sağlıyor

Kilo hızla azalırken kan basıncı, dolaşımdaki sıvı miktarı ve kalbin pompaladığı kan miktarı değişiyor. Vücudun sıvı ve tuz dengesini düzenleyen mekanizmalar da bu değişime uyum sağlıyor. Prof. Dr. Zoghi, süreci şöyle anlatıyor:

“Vücut ağırlığı hızla azalırken kalp-damar sistemi, aynı anda birden fazla noktada uyum sağlamak zorunda kalır. Damar içi tansiyon (basınç) düşer, kalbin dakikada pompaladığı kan miktarı yeniden şekillenir, sıvı-tuz dengesini ve damar esnekliğini (damar tonusunu) yöneten hormonal mekanizmalar yeniden ayarlanır. Bu durum, kalp-damar sisteminin yeni hemodinamik ve metabolik koşullara uyum sağladığı dinamik bir adaptasyon sürecidir.”


Ege Üniversitesi Kardiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi ve Dünya Kalp Yetersizliği Derneği (WHFS) Başkanı Prof. Dr. Mehdi Zoghi

Bu değişimler özellikle yeterli sıvı alınmadığında daha belirgin hale geliyor. Tansiyon veya idrar söktürücü ilaç kullanan kişilerde ise kilo kaybıyla birlikte daha önce uygun olan ilaç dozları tansiyonun fazla düşmesine yol açabiliyor. Zoghi de hızlı kilo kaybı sırasında sıvı kaybı ve kullanılan ilaçların etkisinin göreceli olarak artmasının klinik önem taşıyabileceğini belirtiyor.

Zoghi, ileri yaştakilerin, kalp yetersizliği veya koroner arter hastalığı bulunanların, ritim bozukluğu yaşayanların, böbrek hastalığı bulunanların ve birden fazla tansiyon ilacı kullananların bu süreçte daha yakından izlenmesi gerektiğini belirtiyor.

Baş dönmesi ve ritim değişiklikleri görülebiliyor

Bariatrik cerrahi sonrası ortostatik intoleransı inceleyen 20 çalışmalık bir sistematik meta-analizde, hastalarda baş dönmesi, sersemlik, bayılma öncesi his ve bayılma yaşandığı görülebiliyor.

Çok düşük kalorili ve besin açısından yetersiz diyetlerde ise sıvı ve elektrolit dengesinin bozulması kalbin elektriksel sistemini etkileyebiliyor. Zoghi, bazı hastalarda EKG’de QT aralığında değişiklikler görülebileceğini ancak bunun her zaman klinik olarak önemli bir ritim bozukluğuna yol açtığının gösterilmediğini belirtiyor. Mass General Brigham’ın değerlendirmesinde de çok düşük kalorili diyetlerin kalbin elektriksel sisteminde değişikliklere yol açabileceği aktarılıyor.

Mide küçültme ameliyatından sonra kalp değişiyor

Bariatrik cerrahi sonrasında kilo kaybıyla birlikte kalbin yapısında da belirgin değişiklikler görülüyor. 2023 yılında yayımlanan çalışmada bariatrik cerrahi geçiren hastaların uzun dönem takiplerinde sol ventrikül kütlesinin azaldığı ve kalbin çalışma fonksiyonlarından birinin göstergesi olan global longitudinal strain değerinin iyileştiği bulundu. Araştırmacılar bu sonuçların bariatrik cerrahinin kalp üzerindeki olumlu etkilerini desteklediğini belirtti.

Zoghi, kalpteki değişimlerin birden fazla faktörden etkilendiğini söylüyor:

“Bu iyileşmenin yalnızca kilo kaybının hızına bağlı olduğu söylenemez; kilo kaybının toplam miktarı, başlangıçtaki kardiyak yapı ve fonksiyon, kan basıncı, metabolik durum ve diğer hasta özellikleri de bu değişikliklerde rol oynayabilir.”

Üstelik kalpteki iyileşme kilo verme durduktan sonra da devam edebiliyor:

“Hızlı kilo kaybı bu süreci tetikliyor, ama kalbin tam anlamıyla iyileşmesi, kilo sabitlendikten çok sonra da devam eden, zamana yayılan bir süreç.”

Pıhtı riskinde ameliyatın kendisi de rol oynuyor

Bariatrik cerrahinin ardından özellikle erken dönemde pıhtı riski de takip ediliyor. Ancak bu riski yalnızca hızlı kilo kaybıyla açıklamak mümkün değil. Cerrahi müdahalenin kendisi, ameliyat sonrasında hareketsizlik ve obezitenin yarattığı pıhtılaşmaya yatkınlık birlikte rol oynuyor.

Zoghi bu ayrımın önemli olduğunu vurguluyor:

“‘Hızlı kilo kaybı doğrudan pıhtı oluşturur’ şeklinde genel bir yaklaşım doğru değildir; cerrahinin kendisi, obezitenin oluşturduğu protrombotik durum, ameliyat sonrası hareketsizlik ve hastaya ait diğer risk faktörleri birlikte değerlendirilmelidir.”

Güncel bir çalışmada da bariatrik cerrahinin ilk döneminde pıhtı riskinin arttığı, ancak uzun vadede venöz tromboemboli riskinin azaldığı gösterildi.

Peki Ozempic kalbe zarar veriyor mu?

Semaglutid içeren ilaçlarla ilgili mevcut veriler, ilacın kalp-damar sistemine zarar verdiğini göstermiyor. Aksine, SELECT çalışmasında kalp-damar hastalığı bulunan, fazla kilolu veya obez ve diyabeti olmayan 17 bin 604 kişi takip edildi. Çalışmada kalp-damar kaynaklı ölüm, ölümcül olmayan kalp krizi ve ölümcül olmayan inmeden oluşan majör kardiyovasküler olaylar semaglutid grubunda yüzde 6,5, plasebo grubunda yüzde 8 oranında görüldü. Araştırmacılar semaglutidin bu olayların göreceli riskini yüzde 20 azalttığını bildirdi.

Bu sonuçlar, semaglutidin kalp-damar hastalığı bulunan belirli bir hasta grubunda kardiyovasküler açıdan yarar sağlayabileceğini gösteriyor. Ancak hızlı kilo kaybı sırasında ortaya çıkabilecek sıvı kaybı, yetersiz beslenme veya elektrolit bozukluklarının ayrıca takip edilmesi gerekiyor.

Zoghi de ilaç ile cerrahiyi yalnızca “hangisi daha hızlı kilo verdiriyor” üzerinden karşılaştırmamak gerektiğini söylüyor:

“Çalışmalar, hem bariatrik cerrahi hem de GLP-1/GIP temelli tedaviler sırasında yağsız vücut kütlesinde bir miktar kayıp olabileceğini göstermektedir. Bu kaybın miktarı, toplam kilo kaybının derecesi, beslenme, protein alımı, fiziksel aktivite ve kullanılan tedaviye göre değişebilir.”

GLP-1 ilaçları konusunda Amerikan Diyabet Derneği’nde yapılan araştırmalar da kalp ritmi üzerindeki etkileri incelemeye devam ediyor. Liraglutid üzerine yapılan çalışmada kalp hızındaki değişiklikler araştırılırken, daha yeni çalışmalar GLP-1 reseptörlerinin kalp ritmi üzerindeki doğrudan etkilerini inceliyor.

Bu nedenle Zoghi’nin de vurguladığı üzere hızlı kilo kaybı sırasında görülen her kalp çarpıntısını doğrudan ilaca bağlamak yerine sıvı kaybı, elektrolit dengesi, beslenme ve kullanılan diğer ilaçlarla birlikte değerlendirmek gerekiyor.

Uzun vadede tablo tersine dönüyor

Hızlı kilo kaybının kısa vadede yaratabileceği sorunlara rağmen kilo kaybının uzun vadeli etkileri daha farklı bir tablo ortaya koyuyor.

Bariatrik cerrahinin uzun dönem kardiyovasküler sonuçlarını inceleyen meta-analizler, ameliyat sonrasında majör kardiyovasküler olay, kalp krizi, inme ve kardiyovasküler ölüm risklerinin azaldığını gösteriyor.

Kalbin yapısında meydana gelen değişimler de bu tabloyu destekliyor. 80 çalışmayı içeren başka bir meta-analiz, bariatrik cerrahinin kalbin yapısında yeniden şekillenme ve kalp fonksiyonlarında iyileşmeyle ilişkili olduğunu öne çıkarıyor.

Dolayısıyla mesele yalnızca “kaç kilo verildiği” ile ölçülmüyor. Hızlı kilo kaybının ilk döneminde vücudun verdiği tepkiyi takip etmek, uzun vadede ise verilen kiloları korumak önem taşıyor.

Zoghi, bu nedenle kilo kaybı sürecinde takip edilmesi gereken noktaları şöyle sıralıyor:

“Bu süreçteki en önemli nokta, kilo kaybının kontrollü, yeterli beslenme ve sıvı alımıyla birlikte ve gerektiğinde kan basıncı, böbrek fonksiyonları, elektrolitler ve kullanılan ilaçlar değerlendirilerek sağlık profesyonellerinin takibi altında gerçekleştirilmesidir.”

Hızlı kilo kaybı özellikle ilk dönemde tansiyon, sıvı dengesi ve kalp ritmi üzerinde değişiklik yaratabiliyor. Bariatrik cerrahide buna ameliyatın kendisinden kaynaklanan pıhtı riski de ekleniyor. Buna karşılık kilo kaybı sürdürüldüğünde kalbin üzerindeki yük azalıyor ve uzun vadede kalp-damar hastalıklarının riski düşüyor.

Zoghi’nin değerlendirmesiyle, “Kısa vadeli riskler gerçektir ve mutlaka ciddiye alınmalıdır; ancak bunlar bir ‘dur’ uyarısı değil, yalnızca ‘dikkatli ilerle’ işaretidir.”

The post Tüp mide, Ozempic ve dahası: Tartıdaki hızlı düşüş kalbi nasıl etkiliyor? first appeared on .

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir